Yayınlanma Tarihi
Düzenlenme Tarihi
Editör İletişim
admin@profdromerbayir.com
Paratiroid bezleri, boyunda tiroid bezinin arka yüzüne yakın yerleşen, genellikle dört adet küçük salgı bezidir. Boyutları oldukça küçük olmasına rağmen vücudun kalsiyum dengesinin sağlanmasında çok önemli görevleri vardır. Bu bezler, parathormon adı verilen hormonu salgılayarak kandaki kalsiyum düzeyini düzenler. Kalsiyum dengesi; kemik sağlığı, kasların çalışması, sinir iletimi ve kalp ritmi açısından hayati öneme sahiptir.
Paratiroid bezlerinden birinin veya birkaçının fazla çalışması durumunda kanda parathormon ve kalsiyum düzeyleri yükselebilir. Bu tabloya hiperparatiroidi adı verilir. Hiperparatiroidi; kemik erimesi, böbrek taşı, halsizlik, kas güçsüzlüğü, eklem ve kemik ağrıları, mide-bağırsak şikâyetleri, unutkanlık, dikkat dağınıklığı ve ruh hali değişiklikleri gibi farklı belirtilere yol açabilir. Bazı hastalarda ise hiçbir belirti olmadan, rutin kan tahlillerinde kalsiyum yüksekliği saptanmasıyla fark edilir.
Paratiroid cerrahisinin amacı, fazla hormon üreten hastalıklı paratiroid dokusunu güvenli şekilde çıkarmak, normal çalışan bezleri korumak ve hastanın kalsiyum dengesini yeniden sağlıklı hale getirmektir. Bu ameliyatlar; boyun anatomisine hâkimiyet, ses sinirlerinin korunması, küçük bezlerin doğru tanınması ve ameliyat sonrası kalsiyum takibi açısından özel deneyim gerektiren cerrahilerdir.
Paratiroid bezinin veya bezlerinin cerrahi olarak çıkarılmasına paratiroidektomi adı verilir. Ameliyat yöntemi; hastalığın tek bezden mi yoksa birden fazla bezden mi kaynaklandığına, hastalıklı bezin ameliyat öncesinde görüntüleme yöntemleriyle bulunup bulunamadığına, hastanın daha önce boyun ameliyatı geçirip geçirmediğine ve altta yatan hastalığın tipine göre belirlenir.
Ameliyat öncesi değerlendirmede genellikle kan kalsiyum düzeyi, parathormon düzeyi, D vitamini, böbrek fonksiyonları ve idrarda kalsiyum atılımı incelenir. Hastalıklı bezin yerini belirlemek için boyun ultrasonografisi, paratiroid sintigrafisi, bilgisayarlı tomografi, manyetik rezonans görüntüleme veya 4 boyutlu bilgisayarlı tomografi gibi yöntemlerden yararlanılabilir. Bazı hastalarda görüntüleme yöntemleri hastalıklı bezi net olarak göstermeyebilir. Bu durumda cerrahi karar yalnızca görüntülemeye değil, hastanın laboratuvar bulgularına ve klinik durumuna göre verilir.
Minimal İnvaziv Paratiroidektomi
Minimal invaziv paratiroidektomi, hastalıklı paratiroid bezinin ameliyat öncesi görüntüleme yöntemleriyle net olarak saptandığı hastalarda tercih edilen hedefe yönelik bir cerrahi yöntemdir. Genellikle tek paratiroid adenomu, yani iyi huylu büyümüş ve fazla hormon üreten tek bez hastalığında uygulanır.
Bu yöntemde boyunda yaklaşık 2-3 cm’lik küçük bir kesi yapılır. Cerrah doğrudan hastalıklı beze ulaşır ve yalnızca sorunlu paratiroid dokusunu çıkarır. Sağlıklı dokulara daha az müdahale edildiği için ameliyat süresi daha kısa olabilir, ameliyat sonrası ağrı daha az olabilir ve iyileşme süreci daha konforlu ilerleyebilir.
Minimal invaziv yöntem, özellikle daha önce boyun ameliyatı geçirmemiş, görüntülemelerde tek bez hastalığı net olarak gösterilmiş ve çoklu bez hastalığı düşünülmeyen hastalarda uygun bir seçenektir.
Odaklanmış Paratiroidektomi
Odaklanmış paratiroidektomi, minimal invaziv cerrahiye benzer şekilde yalnızca hastalıklı olduğu düşünülen paratiroid bezine yönelik yapılan cerrahidir. Ameliyat öncesinde ultrasonografi, sintigrafi veya ileri görüntüleme yöntemleri ile sorunlu bezin yeri belirlenir.
Bu yöntemde cerrah tüm boynu geniş şekilde araştırmak yerine doğrudan hedeflenen bölgeye ulaşır. Böylece daha sınırlı kesi, daha az doku ayrılması ve daha hızlı toparlanma sağlanabilir. Ameliyat sırasında gerekirse hızlı parathormon ölçümü yapılabilir. Hastalıklı bez çıkarıldıktan sonra kandaki parathormon düzeyinde belirgin düşüş olması, cerrahinin başarılı olduğunu gösteren önemli bir işarettir.
Tek Taraflı Boyun Eksplorasyonu
Tek taraflı boyun eksplorasyonu, hastalıklı bezin büyük olasılıkla boynun yalnızca bir tarafında bulunduğu düşünülen durumlarda uygulanabilir. Bu yöntemde sadece ilgili taraf cerrahi olarak araştırılır.
Minimal invaziv cerrahiye göre biraz daha geniş bir değerlendirme yapılır; ancak iki taraflı boyun eksplorasyonuna göre daha sınırlı bir cerrahidir. Görüntüleme bulguları hastalıklı bezi bir tarafta gösteriyorsa ve çoklu bez hastalığı düşünülmüyorsa tercih edilebilir. Bu yaklaşım, gereksiz doku müdahalesini azaltırken cerraha aynı taraftaki diğer paratiroid bezini de değerlendirme imkânı sağlar.
Bilateral Boyun Eksplorasyonu
Bilateral boyun eksplorasyonu, klasik veya standart paratiroidektomi yöntemi olarak da bilinir. Bu teknikte boynun her iki tarafı cerrahi olarak değerlendirilir ve paratiroid bezlerinin tamamı araştırılır.
Bu yöntem özellikle hastalıklı bezin ameliyat öncesi görüntüleme yöntemleriyle net olarak bulunamadığı durumlarda tercih edilir. Ayrıca birden fazla paratiroid bezinin hastalıklı olabileceği paratiroid hiperplazisi gibi durumlarda da bilateral boyun eksplorasyonu daha uygun bir yaklaşım olabilir.
Cerrah boynun her iki tarafında bulunan paratiroid bezlerini değerlendirir. Hastalıklı bez veya bezler çıkarılırken, sağlıklı çalışan paratiroid dokularının korunmasına özen gösterilir.
Subtotal Paratiroidektomi
Subtotalparatiroidektomi, özellikle birden fazla paratiroid bezinin büyüdüğü veya fazla çalıştığı durumlarda uygulanır. Bu tabloda tek bir bez değil, genellikle paratiroid bezlerinin tamamı etkilenmiştir.
Bu yöntemde paratiroid dokusunun büyük kısmı çıkarılır, ancak küçük bir paratiroid dokusu vücutta bırakılır. Bırakılan bu küçük doku parçasının amacı, hastanın ameliyat sonrasında tamamen paratiroid hormonsuz kalmasını önlemektir.
Subtotalparatiroidektomi özellikle çoklu bez hastalığı, bazı genetik sendromlar veya böbrek yetmezliğine bağlı sekonder hiperparatiroidi gibi durumlarda gündeme gelebilir. Bu hastalarda ameliyat sonrası kalsiyum takibi oldukça önemlidir.
Total Paratiroidektomi ve Ototransplantasyon
Bazı hastalarda tüm paratiroid bezlerinin çıkarılması gerekebilir. Bu işleme total paratiroidektomi denir. Ancak paratiroid bezlerinin tamamen çıkarılması, vücuttaki kalsiyum dengesini ciddi şekilde etkileyebilir. Bu nedenle bazı durumlarda çıkarılan sağlıklı paratiroid dokusunun küçük bir kısmı başka bir bölgeye nakledilir. Bu işleme ototransplantasyon adı verilir.
Paratiroid dokusu genellikle ön kol kası içine veya boyundaki uygun bir kas dokusuna yerleştirilebilir. Böylece nakledilen dokunun yeniden çalışması ve vücuda gerekli paratiroid hormonunu sağlaması hedeflenir.
Bu yöntem daha çok çoklu bez hastalığı, sekonder hiperparatiroidi veya tekrarlayan paratiroid hastalıklarında tercih edilebilir.
Tekrarlayan Hastalıkta Paratiroid Cerrahisi
Bazı hastalarda daha önce paratiroid veya tiroid ameliyatı yapılmış olmasına rağmen hastalık devam edebilir ya da zaman içinde tekrar ortaya çıkabilir. Bu durumlarda yeniden paratiroid cerrahisi gerekebilir. Buna reoperatif paratiroid cerrahisi denir.
Daha önce ameliyat geçirilmiş boyun bölgesinde dokular arasında yapışıklıklar olabilir. Ses sinirleri, damar yapıları ve paratiroid dokuları normalden farklı yerleşmiş ya da daha zor seçilebilir hale gelmiş olabilir. Bu nedenle reoperatif cerrahi, ilk ameliyata göre daha hassas planlama gerektirir.
Bu hastalarda ameliyat öncesi görüntüleme yöntemleri büyük önem taşır. Hastalıklı bezin yeri mümkün olduğunca net belirlenmeli ve cerrahi buna göre planlanmalıdır. Sinir monitörizasyonu ve büyütme teknikleri bu tür ameliyatlarda güvenliği artırmaya yardımcı olabilir.
Ektopik Paratiroid Bezi Cerrahisi
Paratiroid bezleri her zaman klasik yerlerinde bulunmayabilir. Bazen tiroid dokusu içinde, yemek borusu çevresinde, boynun daha alt kısmında veya göğüs boşluğuna yakın bölgelerde yerleşebilir. Normal yerinden farklı yerde bulunan bu bezlere ektopik paratiroid bezi denir.
Ektopik paratiroid bezlerinin saptanması bazen zor olabilir. Bu nedenle ameliyat öncesi ayrıntılı görüntüleme yapılması önemlidir. Ultrasonografi, paratiroid sintigrafisi, 4 boyutlu bilgisayarlı tomografi veya gerektiğinde diğer ileri görüntüleme yöntemlerinden yararlanılabilir.
Eğer hastalıklı bez boyunda farklı bir bölgede yerleşmişse, cerrahi yaklaşım bu yerleşime göre planlanır. Nadiren göğüs boşluğuna uzanan bezlerde göğüs cerrahisi yaklaşımları veya video yardımlı torakoskopik cerrahi gibi yöntemler gerekebilir. Bu tür durumlarda ameliyat planı çoğu zaman multidisipliner olarak yapılır.
İntraoperatif Parathormon Takipli Cerrahi
Paratiroid hormonu kanda hızlı değişen bir hormondur. Hastalıklı paratiroid bezi çıkarıldıktan sonra kandaki parathormon düzeyinin kısa sürede düşmesi beklenir. Bu nedenle bazı ameliyatlarda intraoperatif parathormon takibi yapılabilir.
Bu yöntemde ameliyat sırasında hastadan kan örnekleri alınır ve parathormon düzeyi ölçülür. Hastalıklı bez çıkarıldıktan sonra hormon düzeyinde belirgin düşüş olması, cerrahinin başarılı olduğunu gösteren önemli bir işarettir.
İntraoperatif parathormon takibi özellikle minimal invaziv paratiroidektomi ve odaklanmış cerrahi yapılan hastalarda yararlı olabilir. Böylece yalnızca şüpheli bezin çıkarılmasının yeterli olup olmadığı ameliyat sırasında değerlendirilebilir.
Cerrahi Güvenlik: Sinir Koruma ve Büyütme Teknikleri
Paratiroid cerrahisinde en önemli noktalardan biri ses tellerini hareket ettiren rekürrenlaringeal sinirin korunmasıdır. Bu sinir, tiroid ve paratiroid bezlerinin çok yakınından geçer. Bu nedenle cerrahi sırasında sinirin dikkatle tanınması ve korunması gerekir.
Ameliyat güvenliğini artırmak için sinir monitörizasyonu kullanılabilir. Bu sistem, ameliyat sırasında sinirin işlevini takip etmeye yardımcı olur. Özellikle daha önce boyun ameliyatı geçirmiş hastalarda, büyük adenomlarda veya anatomisi zor vakalarda önemli bir destek sağlayabilir.
Ayrıca mikroskobik büyütme veya lup adı verilen cerrahi büyüteçler kullanılarak küçük damarlar, sinirler ve paratiroid dokuları daha net görülebilir. Bu sayede hem hastalıklı bezin çıkarılması hem de sağlıklı dokuların korunması daha güvenli şekilde yapılabilir.
Ameliyat Sonrası Kalsiyum Takibi
Paratiroidektomi sonrası hastanın kalsiyum düzeyi yakından takip edilir. Uzun süredir yüksek parathormon düzeyine alışmış olan kemikler, ameliyat sonrası dönemde kalsiyumu hızla içine çekebilir. Bu durumda kandaki kalsiyum seviyesi düşebilir.
Kalsiyum düşüklüğü olduğunda ağız çevresinde uyuşma, el ve ayaklarda karıncalanma, kas krampları, ellerde kasılma veya halsizlik gibi şikâyetler görülebilir. Bu nedenle bazı hastalarda geçici kalsiyum ve D vitamini desteği gerekebilir. Ameliyat sonrası takipte kan kalsiyumu, parathormon düzeyi ve hastanın şikâyetleri birlikte değerlendirilir. Uygun takip ve tedaviyle hastaların büyük çoğunluğu günlük yaşamına kısa sürede dönebilir.
